DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
DAVUT ULAŞ
DAVUT ULAŞ
Giriş Tarihi : 25-11-2021 21:46

Osmanlı Sefirleri ve Sefaretnameleri

Geçtiğimiz günlerde elime Faik Reşit Unat'ın Osmanlı Sefirleri ve Sefaretnameleri adlı kitabı geçti ve inceleme imkanı buldum. Kitaba dair bir kaç kelam etmek isterim.

Osmanlı Devleti’nin yabancı ülkelere gönderdiği sefirlere ve bunların müşahedelerini, vazifelerini nasıl ifa etmiş oldukları hakkındaki raporları nakleden Sefaretnamelere dair toplu bir surette yapılmış tetkikler bu kitapta aktarılmış. Bu hususta en eski incelemelerin yer aldığı, Müverrih Hammer’in Osmanlı İmparatorluğu Tarihi adlı eserin sonuna eklemiş olduğu elçiler listesini görüyoruz. Bu liste 1774 yılına kadar Osmanlı Devleti’nin türlü münasebetlerle muhtelif 36 hükümet nezdinde hususi vazifelerle gönderilmiş çavuşlar hariç olmak ve bir çoğunun isimleri malum bulunmamak üzere 205 Elçi veya Maslahatgüzar yolladığını tespit etmektedir. Bu Elçilerin Sefaretnameler hakkında yapılmış olan önemli tetkiklere ve tahlillere yer verdiği anlaşılmaktadır. Sefaretnâme, özellikle Osmanlı Devleti döneminde, bir dış merkeze sefir (elçi) olarak atanan kişinin, döneminin siyaset ve diplomasisine ve bu arada da sefirlik görevinde bulunduğu şehrin ve ülkenin güncel hayatına ilişkin izlenim ve görüşlerini kitap şeklinde veya sayfalar şeklinde yazıya dökülen resmi bir belgedir.

Osmanlı döneminde elçiler fevkalade/olağanüstü yani geçici görevle yurtdışına gönderilmekteydi. 16. Yüzyıldan itibaren görevleri ile sorumlu bulundukları hizmetin türüne veya gönderildikleri devletin önemine göre büyükelçi veya ortaelçi olmak üzere iki sınıfa ayrıldıkları anlaşılmaktadır. Bunlardan başka nispeten basit bir memuriyetle veya özellikle bir mektup götürmek göreviyle yollananlara Nameres denilmekteydi. Bazen de ikinci derecede hizmetleri için Çavuş, Ağa ve Müteferrika adı altında memurlara da diplomasi görev olarak verilmekteydi. Gönderilen ilk Osmanlı elçileri daha ziyade Çavuş sıfatını taşımıştır. Bunlar Dergâh-ı Ali Çavuşu olarak anılmıştır. Koçi Bey risâlesinde çavuşlar, “umûrdîde ve maslahatgüzâr mülûk-i etrâfa elçiliğe kadir kimseler” şeklinde tarif etmektedir. Bunlar da dönüşlerinde genellikle sadece temasları ve sürdürdükleri görüşmeleri aksettiren tahrir tanımlamasına uygun raporlar sunmaktaydı. Osmanlı Devleti'nde elçilerin seçiminde Avrupa’da olduğu gibi diplomatik deneyim ve tecrübe gibi kıstaslar aranmamaktaydı. Çeşitli meslek ve memuriyetlerden alınarak kendilerine elçilik görevi verilen bu kişiler geçici (muvakkat) memuriyetlerinin önemine uygun bir biçimde belirlenmekteydi. Bununla birlikte ilk dönemlerde elçilerin genellikle saray okulu Enderun’dan yetişmiş bilgili kişilerden olmasına dikkat edilirdi.

Bu bölümü incelerken günümüz Diplomatik ilişkiler ile kıyaslama gereği duyuyorum. Hiçbir kaydın yazı dışında olmadığı dönem de vazife verilen temsilci veya elçi gereğinden fazla imtina göstermiş. Devletin tebaasına gölge düşürmeyecek her türlü hareketten imtina etmiş. Ancak günümüz diplomasi ilişkilerinde kişi veya büyükelçiler zengin ancak devlet bütçesi kısıtlı olmuştur. Çözüm ve analiz odaklı ön plana çıkmayan diplomat olmadığı gibi birçok siyasi adımda kargaşa olmuştur.

Günümüz elçilerinin aslında sadece yazışma niteliğinde kaldığı ve çevremizde olup bitenlere hiçbir çözüm bulamadıkları aşikâr. Ancak o dönemde yapılan bu çalışmalara göz atılıp analizler yapılsa büyük imparatorluktan Avrupa’nın iki dudağındaki beklentilere esir olmayız. Bu kitabın analizini yaparken meşhur diplomasi yanıtı aklıma geliyor.

Yavuz Sultan Selim zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor, Sultan Selim’e. Sandık açılıyor ve içinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor. Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor. Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyor. Cihan padişahı yine çözümü kendisi buluyor. Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor. İçine o zamanın Osmanlı İstanbul’unda imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatıyor, en altına da küçük bir pusula ve bir satır yazı gönderiyor. Şah sandığı açıyor. Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum. Anlam veremiyorlar tabii. Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere ikram ediyor. Kutunun içindeki pusulayı Şah okuyor: “Herkes yediğinden ikram eder” !
 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper Lig Ahmet Çalık SezonuOP
  • 1Trabzonspor3781
  • 2Fenerbahçe3770
  • 3Konyaspor3767
  • 4Başakşehir FK3762
  • 5Alanyaspor3761
  • 6Beşiktaş3758
  • 7Antalyaspor3758
  • 8Fatih Karagümrük3757
  • 9Adana Demirspor3752
  • 10Sivasspor3751
  • 11Galatasaray3751
  • 12Kasımpaşa3750
  • 13Hatayspor3750
  • 14Kayserispor3747
  • 15Giresunspor3745
  • 16Gaziantep FK3743
  • 17Çaykur Rizespor3736
  • 18Altay3734
  • 19Göztepe3728
  • 20Yeni Malatyaspor3720
Yol Durumu
E-GAZETE
Hande Erçel kimdir, kaç yaşında, nereli, evli mi?
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Hande Erçel kimdir, kaç yaşında, nereli, evli mi?
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA